doğumgünümü kutlayan arkadaşlarıma çok çok teşekkür ederim.tek tek yazmıyorum isimlerini kırılmaca yok anlaştık mı ?
otuz ya da otuzbirinci haftadayım , gelecek hafta gidip çalışmaya devam etmek üzere rapor alacağım ama hiç içimden gelmiyor . çünkü izne başladığım zaman 1-ramazan olacak ve yiyip içmeyen insanlar arasında yiyip içip gezmek oturmak hoş değil 2-bugün olduğum gibi hafif ve hareketli olamayacağım için evde kapalı kalma ihtimalim çok yüksek...
oysa ben serin sabahlarda bir çay bahçesinde bir arkadaşımla buluşmak sonra bir alışveriş merkezini arşınlayıp buz gibi bir limonata içmek için öğleden sonra bir başkası ile bir pastanede buluşmak felan istiyorum ve evet bugün bunları birarada yapacak gücüm varken izne çıkamayışıma hayıflanıyorum
neyse
canım kek istedi geçenlerde hatta doğumgünümde. o akşam anneme gidecektik anne bana kek yap dedim . ben yapınca kabarmıyor. eve gittik baktım kek yok. tabii üzüldüm ama onun telaşesi de çoktu: kızkardeşimin erkek arkadaşının ailesi haftasonu anneme gelecekti.özel bi durum için değil de tanışıp kaynaşmak için. çocuklar evlenmeyi düşünüyor ama hemen değil dolayısı ile biz de resmiyete dökmek için acele etmeyelim dedik ama aileler tanışmak istedi biz de önce bize davet ettik ki zaten ben ve gelinimiz hamile olunca bizim onlara gitmemiz zordu ( annem tek başına gitmeyeceğine göre bizim aile kalabalık yani )
o nedenle annem benim keki yapamamış , hala canım kek istiyor mu? yooo geçti
08 Temmuz 2009 Çarşamba
03 Temmuz 2009 Cuma
bugün benim doğumgünüm
ben ilkokuldayken yaşadığımız o küçük ilçede yaz tatilleri camiye giderdik , sureleri öğrenirdik felan. o yaz tatillerinden birinde "doğum günüm tatile rastladığı için" camide tanıdık tanımadık hangi çocuk varsa toplamışım eve.annem iki tane pasta yapmış , limonata bardaklarından da iki takım çıkarmış. 12 kişilik masaya sığamayacağımız için ikinci bir açılır kapanır masayı kurmuş ... mış-muş diyorum çünkü bu detayları bir fotoğraf karesinden aldım , o kalabalığın sığdığı ama zor sığdığı bir kareden. fakat genel olarak olayı hatırlıyorum . zaten olay yani resmen. bu fotoğraftakilerin çoğunun ismini hatırlamıyorum. fakat o gün ne derece mutlu olduğum ve fotoğraftaki koca gülümsemenin altında yatan o coşkunun tadı hala damağımda. ve partinin sonuna doğru aramıza katılan, o arkadaşlarımdan biri değil ama babamın çok yakın arkadaşı olan cihan teyzeden hediye gelen "miki fareli" etek de aklımda.sonra o eteği giyip pastadan iki dilimini de alıp babaanne ve dedeme gidişim... daha hava aydınlıkken yani bana göre henüz akşam olmamamışken onların akşam yemeği yiyor oluşlarını hatırlıyorum tabii akşam erken yatıp sabah erken namaza kalkan büyüklerim için bu normaldi. babaannem bana mavi renli beyaz pıtır pıtır çiçekleri olan bir kumaş hediye etti , annem ondan bana bir etek diksin diye. dedem de biraz para verdi.allah rahmet eylesin ;ikisine de.
o doğumgünüm çok özeldi ama ben hep böyle kutlamalarla geçirmedim doğumgünlerimi , bazen bir önceki ya da sonraki günden farkı da olmadan yaşadım.
nitekim bugün de öyle.
eşim ; çok ince nazik biridir de özel günler konusunda hiç hiç ama hiç becerikli değildir.
bi kere adam kendi doğumgününü bile bir çırpıda söyleyemez ( ama sor türkiyedeki ekonomik krizlerin değil tarihlerini saatlerini bilir , o gün borsa kaçmış kur neymiş ne olmuş .. ilgi meselesi )
bu nedenle deliye her gün bayram şeklinde aklına gelince hediye alır aklına gelince yemeğe çıkarız ama hiç bir onun aklına gelince anımız benim doğum günüme rastlamaz :)))
onunla birlikte olmaya başladığımdan beri üzüm üzüme baktı ve ben de eskisi gibi kutlama hevesi taşımaz oldum. bir iki yakın arkadaşın telefonu , annem ve kızkardeşim ile görüşürsek onların öpücüğü ve hediyesi ... ha bi de t.cel den bedava 50 mesaj !
kime çekeceksem ?
o doğumgünüm çok özeldi ama ben hep böyle kutlamalarla geçirmedim doğumgünlerimi , bazen bir önceki ya da sonraki günden farkı da olmadan yaşadım.
nitekim bugün de öyle.
eşim ; çok ince nazik biridir de özel günler konusunda hiç hiç ama hiç becerikli değildir.
bi kere adam kendi doğumgününü bile bir çırpıda söyleyemez ( ama sor türkiyedeki ekonomik krizlerin değil tarihlerini saatlerini bilir , o gün borsa kaçmış kur neymiş ne olmuş .. ilgi meselesi )
bu nedenle deliye her gün bayram şeklinde aklına gelince hediye alır aklına gelince yemeğe çıkarız ama hiç bir onun aklına gelince anımız benim doğum günüme rastlamaz :)))
onunla birlikte olmaya başladığımdan beri üzüm üzüme baktı ve ben de eskisi gibi kutlama hevesi taşımaz oldum. bir iki yakın arkadaşın telefonu , annem ve kızkardeşim ile görüşürsek onların öpücüğü ve hediyesi ... ha bi de t.cel den bedava 50 mesaj !
kime çekeceksem ?
01 Temmuz 2009 Çarşamba
yaklaşıyor
sen şimdi ne bir sessin
ne de bir gülüş.
Ama hızla büyümektesin
taa içimde bir yerde .
Ben çok şiir yazdım
Sevdiğim adamlara
Sevdiğim şarkılara
Güneşe yıldızlara
Aşık olup yazdım
Ayrılıp yazdım
Kavuşup yazdım
Ama hiç böylesini yazmadım
Hiç bu kadar gerçek olana
bu kadar yakın olana
kendimden bile
sana doğru adımlarım yavaştan hızlıya geçti
artık buluşacağımız o anın heyecanı çoktan sardı beni
hayalden gerçeğe aralanırken o pencere
ışıktan kamaşan gözlerimden inciler dökülse de
açmak istiyorum
bir an önce “Annen” olmak istiyorum
ne de bir gülüş.
Ama hızla büyümektesin
taa içimde bir yerde .
Ben çok şiir yazdım
Sevdiğim adamlara
Sevdiğim şarkılara
Güneşe yıldızlara
Aşık olup yazdım
Ayrılıp yazdım
Kavuşup yazdım
Ama hiç böylesini yazmadım
Hiç bu kadar gerçek olana
bu kadar yakın olana
kendimden bile
sana doğru adımlarım yavaştan hızlıya geçti
artık buluşacağımız o anın heyecanı çoktan sardı beni
hayalden gerçeğe aralanırken o pencere
ışıktan kamaşan gözlerimden inciler dökülse de
açmak istiyorum
bir an önce “Annen” olmak istiyorum
temmuz
o zamanlar yaz mevsimini daha coşkulu karşılar ve yaşardım , e haliyle yaşım daha genç , başımda kavak yelleri ... akşam geç saatlere kadar dışarda olabilme şansına sahiptim , yasemin kokuları hanımeli kokuları içinde parklarda arkadaşlarla sohbetler ...
kocamla tanışmamıştık daha , sevgilim olsun telaşındaydım.
ben en çok o halimi özlüyorum biliyor musunuz .
hani bi şekilde tanıştığım bir erkek olması , ondan hoşlanmaya başlamam sonra da ona kendimi beğendirme telaşlarım , içimdeki kıpırtılar...alelade bir buluşmayı olay haline getirerek hazırlanmalar. ondan gelecek bir işaret için gözünü kulağını dört açıp beklemeler. bu hallerimi özlüyorum işte , saklıyacak değilim.
işte bu hallerimdeydim o temmuzda.
ismi ışık idi
ressam ve fotoğrafçı.
bana bir film tavsiye etmişti
hala seyredemedim
robin williams'ın oynadığı "aşkın gücü" ( what dreams may come )
her ne kadar içimde bazı telaşları yaşasam da ona açık etmemiştim hiçbişeyi çünkü korkmuştum , kaçarsa diye. evet daha fazlasını isterdim ama o fazlaya ulaşma çabası içinde elimdekinden olmaktan korkmuştum. onunla atölyesinde kahve içmek sohbet etmek sonbaharı beklemek ki sararmış yapraklarda yürüyüp fotoğraf çekecektik , ona kart yollamak bana bir resmini göstermesi gibi zevklerimden de vazgeçemediğim için hep böyle kal hep bana yakın ( ister dost ister sevgili ) şarkısına takıldım kaldım
şimdi mi?
daha o zamanlarda bıçakla kesilir gibi kesildi görüşmelerimiz. şimdiye kalmadı yani bişey. belki de ben açık etmedim sanarken ettim ve o da böyle birşeyi istemediğinden açık açık söylemektense uzaklaşmayı tercih etti o gün için. sonuçta köprünün altından akan sular malumunuz.o napıyor bilmiyorum . ben yoluma devam ettim. ve burdayım.fakat her bülent ortaçgilden "o eylül akşamı" nı ya da pink floyd dan "wish u were here" şarkısını dinleyişimde ,onu gülümseyerek hatırlayıp izleyemediğim o filmi düşüneceğim
ayrıca
bir önceki yazıma yorum yazarak beni blog aleminde yalnız bırakmayan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. belki hamilelik alınganlığı belki de başka bişeydi bilmiyorum ama aklımdan geçeni yazmakta bir sakınca görmedim ve aklımdan da geçti yani yazıp da hiç yorum almamış olmak kimin hoşuna gitmiş de benim gidecek :) haksız mıyım.
bebiş hareketlerini çoğalttı artık her an benimle birlikte olduğunu hissediyorum ona kavuşmaya doğru geri sayım başladığı bu aylarda biraz korksam da mutluyum çok.
kocamla tanışmamıştık daha , sevgilim olsun telaşındaydım.
ben en çok o halimi özlüyorum biliyor musunuz .
hani bi şekilde tanıştığım bir erkek olması , ondan hoşlanmaya başlamam sonra da ona kendimi beğendirme telaşlarım , içimdeki kıpırtılar...alelade bir buluşmayı olay haline getirerek hazırlanmalar. ondan gelecek bir işaret için gözünü kulağını dört açıp beklemeler. bu hallerimi özlüyorum işte , saklıyacak değilim.
işte bu hallerimdeydim o temmuzda.
ismi ışık idi
ressam ve fotoğrafçı.
bana bir film tavsiye etmişti
hala seyredemedim
robin williams'ın oynadığı "aşkın gücü" ( what dreams may come )
her ne kadar içimde bazı telaşları yaşasam da ona açık etmemiştim hiçbişeyi çünkü korkmuştum , kaçarsa diye. evet daha fazlasını isterdim ama o fazlaya ulaşma çabası içinde elimdekinden olmaktan korkmuştum. onunla atölyesinde kahve içmek sohbet etmek sonbaharı beklemek ki sararmış yapraklarda yürüyüp fotoğraf çekecektik , ona kart yollamak bana bir resmini göstermesi gibi zevklerimden de vazgeçemediğim için hep böyle kal hep bana yakın ( ister dost ister sevgili ) şarkısına takıldım kaldım
şimdi mi?
daha o zamanlarda bıçakla kesilir gibi kesildi görüşmelerimiz. şimdiye kalmadı yani bişey. belki de ben açık etmedim sanarken ettim ve o da böyle birşeyi istemediğinden açık açık söylemektense uzaklaşmayı tercih etti o gün için. sonuçta köprünün altından akan sular malumunuz.o napıyor bilmiyorum . ben yoluma devam ettim. ve burdayım.fakat her bülent ortaçgilden "o eylül akşamı" nı ya da pink floyd dan "wish u were here" şarkısını dinleyişimde ,onu gülümseyerek hatırlayıp izleyemediğim o filmi düşüneceğim
ayrıca
bir önceki yazıma yorum yazarak beni blog aleminde yalnız bırakmayan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. belki hamilelik alınganlığı belki de başka bişeydi bilmiyorum ama aklımdan geçeni yazmakta bir sakınca görmedim ve aklımdan da geçti yani yazıp da hiç yorum almamış olmak kimin hoşuna gitmiş de benim gidecek :) haksız mıyım.
bebiş hareketlerini çoğalttı artık her an benimle birlikte olduğunu hissediyorum ona kavuşmaya doğru geri sayım başladığı bu aylarda biraz korksam da mutluyum çok.
26 Haziran 2009 Cuma
bir yorum.
son yazıma gelmiş
ben de gidip gidip bütün bloglara yorum bırakamıyorum vaktim olmuyor ya da yazmış ne güzel üstüne diyecek bişey yok ki şeklinde kalakalıyorum ve yazmıyorum
ama
1 yorum
şevkimi kırıyor
genel olarak kendim için blog yazmaktaysam da
nereye kadar ?
bi yere kadar
neyse
olsun
yeter ki gönüller bir olsun
veee sevenlerime selam olsun
oğluşumla bugün öğlen kırdık ve iskender yedik bi de soda içtik şiştik hareket edemez vaziyette koca bir öğleden sonra geçirdim
kilo alımım hızlandı sanırım tartıya gitmeye korkar oldum.şeker yüklemesi yapıldı bilenler bilir korkunçtur 113 çıktı
ara öğünler yaparak kan şekerini ve bebeğin kan şekerini düzenle dedi dr
deniyorum bunu ama zor
günde üç öğünü bile beceremezken gayet zor
onun dışında hayat sıcak hava nedeni ile kapalı kapılar ve açık klimalar altında geçiyor.
düşündüm de heyecanlandığım pek bişey kalmamış. ne çabuk söndü bu heyecan ışıkları bende?
bi gezmeye gitcek olsak belki zıp zıp zıplardım şimdi ama işte o da yok....
gitmek dışında da heyecan kaynağı gelmiyor aklıma .bebek hariç tabii o biraz farklı bir konu ben benden bahsediyorum. mesela yakışıklı bir adam görüp heyecanlanmak ,bir kıyafet ya da ne biliyim onun gibi bişeyi almak için ;çok merakla beklediğin filmi görmek için heyecanlanmak ,loguma yorum gelecek diye heyecanlanmak.... kalmadı söndü.
son yazıma gelmiş
ben de gidip gidip bütün bloglara yorum bırakamıyorum vaktim olmuyor ya da yazmış ne güzel üstüne diyecek bişey yok ki şeklinde kalakalıyorum ve yazmıyorum
ama
1 yorum
şevkimi kırıyor
genel olarak kendim için blog yazmaktaysam da
nereye kadar ?
bi yere kadar
neyse
olsun
yeter ki gönüller bir olsun
veee sevenlerime selam olsun
oğluşumla bugün öğlen kırdık ve iskender yedik bi de soda içtik şiştik hareket edemez vaziyette koca bir öğleden sonra geçirdim
kilo alımım hızlandı sanırım tartıya gitmeye korkar oldum.şeker yüklemesi yapıldı bilenler bilir korkunçtur 113 çıktı
ara öğünler yaparak kan şekerini ve bebeğin kan şekerini düzenle dedi dr
deniyorum bunu ama zor
günde üç öğünü bile beceremezken gayet zor
onun dışında hayat sıcak hava nedeni ile kapalı kapılar ve açık klimalar altında geçiyor.
düşündüm de heyecanlandığım pek bişey kalmamış. ne çabuk söndü bu heyecan ışıkları bende?
bi gezmeye gitcek olsak belki zıp zıp zıplardım şimdi ama işte o da yok....
gitmek dışında da heyecan kaynağı gelmiyor aklıma .bebek hariç tabii o biraz farklı bir konu ben benden bahsediyorum. mesela yakışıklı bir adam görüp heyecanlanmak ,bir kıyafet ya da ne biliyim onun gibi bişeyi almak için ;çok merakla beklediğin filmi görmek için heyecanlanmak ,loguma yorum gelecek diye heyecanlanmak.... kalmadı söndü.
15 Haziran 2009 Pazartesi
aylardır beklediğimiz gün nihayet gelmişti ve evet ,bir haftasonu kaçamağı için tam zamanıydı.ben günler öncesinden küçük bir çantaya mayo ve havluları koydum ,buzluğa su şişelerini attım , pazartesi dönüşte işe giyilecekleri hazırladım yani kafamda yola çıkmaya engel bişey bırakmadım.bizim gittiğimiz yer kuş uçmaz kervan geçmez tozlu yollarla varılan bir koy. günübirlik o koyda yüzmeye gidiyor sonra geri dönüp pansiyonda kalıyoruz.dolayısı ile içecek su yiyecek hatta duş suyumuzu bile taşıyoruz ama değiyor.
cumartesi sabah güneşin ilk ışıklarıyla yola çıkacağımız için cuma akşamından hazır olmak gerekli.fakat ben kendimi tutamayıp yemek sonrası ağırlık da çökünce uyumuş kalmışım. eşim de her zamanki gibi kıyamamış ama sabah bunun acısını çıkardı.neyse bi şekilde yola çıkıp nefis deniz manzaramıza kavuştuk ki bir de ne görelim.bizden başkaları da var.aile değiller bekar gelmişler .evet bu durumda ne ben orda denize girerim en eşim beni onların önünde denize sokar.
çıktık oradan yola ama nereye belli değil . kriterimiz sakin olcak bikere,kalabalığa gelemeyiz ama haftasonu kendimize özel plaj bulmak ne mümkün.sonuçta biraz mesafe katederek kafamıza uyan bi yer bulduk. neticede bizim küçük koy gibi balıklarla oynaşa oynaşa tertemiz bir suda yüzemeyecek olsak da duşu şezlongu olan ; boğazın kurusa soğuk bir kola söylesen gelecek bir yer de fena değildi.değildi de biz varana kadar epey yorulmuştuk.biraz yüzdük gerçi ama sonrası bir otel klimalı bir oda ve yatak . sonra akşam yemeği. biraz yürüdük.ben çok yoruldum diye tekrar odaya çıktık. sabah erkenden plajdaydık. sırf denize bakmak bile güzeldi. ara sıra yüzdüm ama çoğunlukla şemsiye altında durdum.öğleden sonra dörtte dönüş yolundaydık.dağları aştık ve evimize ulaştık.
uzak bize deniz ama yapacak bi işimiz yoksa burda kalmak yerine yolculuk da bir keyif diyerek gidiyoruz , kaldı ki ben zaten ayaklarımı uzata uzata gittim diye yorulmadım ama araba kullanan kişi bile bu yolculuğa razı ( eşim )
cumartesi sabah güneşin ilk ışıklarıyla yola çıkacağımız için cuma akşamından hazır olmak gerekli.fakat ben kendimi tutamayıp yemek sonrası ağırlık da çökünce uyumuş kalmışım. eşim de her zamanki gibi kıyamamış ama sabah bunun acısını çıkardı.neyse bi şekilde yola çıkıp nefis deniz manzaramıza kavuştuk ki bir de ne görelim.bizden başkaları da var.aile değiller bekar gelmişler .evet bu durumda ne ben orda denize girerim en eşim beni onların önünde denize sokar.
çıktık oradan yola ama nereye belli değil . kriterimiz sakin olcak bikere,kalabalığa gelemeyiz ama haftasonu kendimize özel plaj bulmak ne mümkün.sonuçta biraz mesafe katederek kafamıza uyan bi yer bulduk. neticede bizim küçük koy gibi balıklarla oynaşa oynaşa tertemiz bir suda yüzemeyecek olsak da duşu şezlongu olan ; boğazın kurusa soğuk bir kola söylesen gelecek bir yer de fena değildi.değildi de biz varana kadar epey yorulmuştuk.biraz yüzdük gerçi ama sonrası bir otel klimalı bir oda ve yatak . sonra akşam yemeği. biraz yürüdük.ben çok yoruldum diye tekrar odaya çıktık. sabah erkenden plajdaydık. sırf denize bakmak bile güzeldi. ara sıra yüzdüm ama çoğunlukla şemsiye altında durdum.öğleden sonra dörtte dönüş yolundaydık.dağları aştık ve evimize ulaştık.
uzak bize deniz ama yapacak bi işimiz yoksa burda kalmak yerine yolculuk da bir keyif diyerek gidiyoruz , kaldı ki ben zaten ayaklarımı uzata uzata gittim diye yorulmadım ama araba kullanan kişi bile bu yolculuğa razı ( eşim )
10 Haziran 2009 Çarşamba
çınarcım "evdesin" demiş ya yorumunda yaram depreşti ;hayır canım çalışıyorum hem de nasıl...
zaten henüz resmi izin sürem bile gelmedi ki gelse dahi çalışabilir raporu alıp 1 ay daha burda sürüneceğim ki bebekle geçireceğimiz süreye bu süreyi ekleyebilelim. tabii sağlığım elverirse.
çok kolay bişey değil sekiz dokuz saat masa başında oturmak bir hamile için hemde 7.aydan sonra o koca göbekle fakat annelik fedakarlıktır ve işte daha bebek doğmadan başlıyor fedakarlıklar. görünüşe göre ağustos ortasında izne çıkacağım. o zamana kadar burdayım.zaten evde bilgisayar yok ve izin süresince de blog tatilde olacak.
en azından biraz naz yapsam iş yüküm biraz hafiflese ama hiç beceremiyorum ben , hala eskisi gibi davranıyorum ,biraz akşamları erken kaçabilirsem ne ala. bankada olmasam önceki işimde olsam hamileliğim daha kolay geçerdi orada revir bile var gidip uzanabilirsin , bahçede kısa yürüyüşler yapabilirsin ve tabii iş yükü buraya göre az olduğundan yer yer kaçamaklar. ancak her işte bir hayır varmış hamilelik geldi beni yeni işimde buldu.şikayetçi değilim hayırlısı ile gelsin de ne zaman geldiği önemli değil. bi ara bebeğimiz normal yollarla olmayacak biz doktorların eline düşeceğiz diye korkmuştum ; ama hiç beklemediğimiz bir anda sürpriz yaptı bize.
zaten henüz resmi izin sürem bile gelmedi ki gelse dahi çalışabilir raporu alıp 1 ay daha burda sürüneceğim ki bebekle geçireceğimiz süreye bu süreyi ekleyebilelim. tabii sağlığım elverirse.
çok kolay bişey değil sekiz dokuz saat masa başında oturmak bir hamile için hemde 7.aydan sonra o koca göbekle fakat annelik fedakarlıktır ve işte daha bebek doğmadan başlıyor fedakarlıklar. görünüşe göre ağustos ortasında izne çıkacağım. o zamana kadar burdayım.zaten evde bilgisayar yok ve izin süresince de blog tatilde olacak.
en azından biraz naz yapsam iş yüküm biraz hafiflese ama hiç beceremiyorum ben , hala eskisi gibi davranıyorum ,biraz akşamları erken kaçabilirsem ne ala. bankada olmasam önceki işimde olsam hamileliğim daha kolay geçerdi orada revir bile var gidip uzanabilirsin , bahçede kısa yürüyüşler yapabilirsin ve tabii iş yükü buraya göre az olduğundan yer yer kaçamaklar. ancak her işte bir hayır varmış hamilelik geldi beni yeni işimde buldu.şikayetçi değilim hayırlısı ile gelsin de ne zaman geldiği önemli değil. bi ara bebeğimiz normal yollarla olmayacak biz doktorların eline düşeceğiz diye korkmuştum ; ama hiç beklemediğimiz bir anda sürpriz yaptı bize.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)